özlemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özlemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Aralık 2013 Çarşamba

Özlemek Suç, Sarılmak Müebbet Olmalı..

Özlemek suç kabul edilmeli demiştim diymi vakti zamanında..
Birine sarılıp onun kokusuna karışmakta suç olmalı bunu dedim mi peki hiç?
Sarılmalı ama sımsıkı, birgün gidecekmiş gibi birgün ölecekmişim gibi, bir gün hiç olmamışız gibi... 
Sımsıkı..
İşte bu yüzden özlemek suç olmalı... 
En büyük suç...

Filmler Bile Hazır Değil Aslında O'Ana..

Zamanı iyi değerlendiremediğimizden aslında tüm mutsuzluklarımız..
Saçıp döküyorum etrafa sonra elimde koca bir boşluk kalıyor.. 
İyide herşeye rağman mutlu olmak mümkün olsaydı zamansızlıkların içinde kaybolmazmıydı yine..
Hiç Poliyannacı olamadım.. Çocukluğumdan beride hiç sevmediğim bir çizgi kahramandır..
Neden bilmem ama ayrı bir antipatik gelir bana.. 
Herşeye pozitif bakan biri gerçek olamaz ondan çizgi kahraman zaten...
Hayal ürünü bile olsa çok sıcak bakamıyorum işte..
Madalyonun hep ikinci yüzü çevrili olmalı... 
Hayallerle, düşlerle yürümüyor işte hiçbirşey...
Küçük bir tesadüf, o anki bir şans anı sadece filmlerde...
Öyle değil mi...
Saç kestirme zamanı gelmiş bellii... 


11 Nisan 2013 Perşembe

11 Nisan: Ben geçen sene bugün...

Ben Nisan ayını sevmem... söylemişmiydim hiç ?
Eskiden severdim.. Ama sevmiyorum artık.. Mümkünse hiç düşünmeden beklemeden geçip gitsin bu ay..
Bana güzel başlangıçlar getirdi.. Fakat kötü bitişleride sundu önüme.. 
Bugün yazmamsa.. Neyse..
Aslında dün garip bir şekilde günün bir gün öncesinden geldiğimi farktmeme neden olan doların döviz kuru oldu.. Ben ayın 9'u sanarken meğersem 10'umuş..
Herkese de bugün salı diyorum.. Acaba hakkımda ne düşündüler merak ediyorum... Yoksa onlarda farkında değilmi bugünün ne olduğunu.. 
Belki bei bozmamak için bozuntuya vermediler.. Bu son ihtimal bence çok zor :)
Neyse...
Ben bunu nasıl becerdim diye düşünsemde bulamıyorum.. Bilgisayarım bile bilmiş diyorum.. Çünkü ayın 9'unu gösteriyordu.. 
Enteresan değil mi? 
O kadar sıkı bir bağ kurmuşum ki bilgisayarımla o bile bugünü inkar edercesine ne kadar uzaklaştırsam o kadar iyi düşüncesini barındırarak beni iteler gibi...
Hayatta çokta kötü bitişler yapmamış olduğumu hatırlatarak, bu aydı gözü kapalı nefesimi turarak yaşayıp bitireyim... 
En yerinde karar bu sanıyorum ki...
Ben geçen sene bugün; doktordayım .. doktorda...

Mutlu, Mutlu günlerde olun...

23 Şubat 2013 Cumartesi

Acaba sende beni, benim seni özlediğim kadar özlüyormusun ?



Acaba sende beni, benim seni özlediğim kadar özlüyormusun ? --- Hoş .. Çok hoş.. :)




3 Şubat 2013 Pazar

Hiç !!!



Hiç
-
Bir insani unutmak, bir insandan vazgeçmek, bir insani hayatindan sonsuza kadar çikartmak zorunda kaldin mi hiç? 

Hani ölmüs gibi, hani uzatsan da elini tutamayacagini bilmek gibi, her an kapindan içeri gülümseyerek girecegini bekleyip ama aslinda hiç gelemeyecegini de bilmen gibi.
Ne zor sey degil mi ölmedigini bilmek , ama ölmüs gibi ulasilmaz olmasi artik o insanin sana, ne kadar katlanilmaz bir gerçek degil mi sen hala bu kadar sevgili iken? 
Özlemek, bu kadar özlemek, etini kemigini yakarcasina özlemek... çok kötü degil mi? 
Bu kadar özleyip onu görememek, ona dokunamamak, onu isitememek , artik sonunun "Pi" hali degil mi? 
Biliyorsun degil mi? 
Ne kadar umutsuz bir arayistir o, kalabalik caddede geçen binlerce yüze bakmak belki bir kez daha görebilmek için o yüzü, belki biraz önce geçti bu kaldirimdan diye düsünmek, belki su an arkamda yürüyen insanlarin içinde bir yerde demek, belki su an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar yasamak ne zordur degil mi? 
Ne kadar eritir insani farketmeden. Sende biliyorsun degil mi bunlari.? 
Bir sinema koltugunda sende iki kisi gibi oturdun mu hiç? 
Hiç iki kisi gibi zevk aldin mi bir konserden yalniz basina. 
Güzel bir kafe kesfettiginde, güzel bir film seyrettiginde, güzel bir sarki dinlediginde güzellikleri oraninda eksik kaldiklarini hissettin mi paylasamadigin için onunla. 
Bir barin kalabaliginda hiç yarim vücudunla sallandin mi ortada? 
Hiç iki kisilik beyninle yarim insan olabildin mi? 
Baktiginda aynana sadece yüzünün bir yarisini gördügün oldu mu hiç? 
Sana hayatindaki en büyük yoksunlugu yasatandan nefret edemedigin zamanlar oldu mu hiç? Gözünün içine baka baka kolunu bacagini kesen bir insanin yüzüne sevgi dolu bir gülümseme ile bakabildigin zamanlaroldu mu hiç? 
Hayatta inandigin bütün degerlerini altüst eden birisine ask siirleri yazabildin mi? 
Onu içinde korumanin seni yok etmek oldugu zamanlara feda oldun mu hiç? 
İçinde aglayan çocuga umut sarkilari söyleyemedigin, özlemini, susuzlugunu, açligini gideremedigin zamanlar oldu mu hiç? 
Kanayan yarasini gördügün ama merhem olamadigin zamanlar. 
Gücünün, hani o tanrisal gücünün bir çocugun aglamasini susturamayacak kadar oldugunu gördügün zamanlar oldu mu hiç?
Hiiiiiiiç.... Hiiç... hiç... bir hiç...

Can Dündar


29 Ağustos 2012 Çarşamba

Belkide 'O' dur !

Sessiz adımlarla yaklaştı..
Banka O'nun yanına oturdu..
Karşıda dalıp gittiği boşluğu seyretmeye başladı, O'nun gibi..

"Ne hissediyordu, hangi hayallere dalmıştı..
Saatlerdir öylece izliyordu sadece..
Belki hiç gidemediği yerlerde şuan.. 
Söyleyemediği kelimeler, hiç duymadığı şarkılarda belki..
Belki de kimsesiz..
Yokluğun içinde kaybolmuş bir hiç..
Belkide kocaman kalabalık bir yerde..
Çocuk sesleri, kahkaların arasında sevdiği insanlarla belkide...
Belki bir hastahane koridorunda.. 
Elinde bir kağıt, diğer yanında toparlayamadığı duygularında..
Yapıp yapmama arasında bir yerlerde belki de..
Sonunu düşünmeden yapamadığı herşey gibi, sıkışıp kalmış düşüncelere..
Akıp giden cadde de yetişmeye çalışmakta gitmekte olduğu bilinmezliğe, belki de orada...
Anlamlandıramadığı herşeyin içinde..
Belki de koca bir okyanusda..
Kıyıya vuran dalgaların sesinde..
Küçücük bir çakıl taşı belki de.. Milyonlarca taşın arasında bulunmayı bekleyen parlak bembeyaz bir taş..
Küçük bir kuştur belki de.. Özgürlüğe kanat çırpan.. Küçücük bedenine rağmen hayata meydan okuyarak göğe doğru kanatlarını var gücüyle çırpan..
Kırık dökük bir sokak lambasının loş aydınlığında.. Kendi gölgesinde gördüğü izlerde.. 
Sonu görünmeyen loş bir sokakta.. Gece kuşlarının sesleri eşliğinde uzun bir bekleyişte...
Uzun bir gecenin bitmek bilmeyen rüzgarında.. Estikçe içini ürperten korkularında.. Cama hızla vuran 'O' seste..
Belki de sadece tek bir yerde.. O'nun yanında.. Tüm dünya sadece 'O' belki de.. O'da onun içinde ufak bir inci.. Çıkmaya çalıştıkça daha çok dolanan, daha derinlere düştüğü bir yerde..
Belki de... Belki...
Nerdesin sen ey gizemli..
Her nerdeysen, belki.... Belki... Yanıbaşındayım(dır) belki..."
t.a.

Copyright All Right Reserved ! Tuba Atamer !